YKS Felsefe ⚡ Canlı Süre Tutmalı & İnteraktif

YKS Felsefe: MS 2. Yüzyıl - 15. Yüzyıl Felsefesi & Augustinus Felsefesi (9 Soruluk Çözümlü Çıkmış Formatında Test)

ÖSYM standartlarında, 2027 müfredatına uygun, analitik düşünme becerilerini ölçen SEO ve karne analizli deneme sınavı.

📝 9 Soru ⏱️ 15 Dakika 🎯 ÖSYM Sınav Formatı 🧠 Çeldirici & Bilişsel Teşhisli 📊 Anında Karne & Net Hesabı
⚡ Web Uygulamasında Aç

Soru Havuzu ve Doğrudan Çözüm Modu

Soruları doğrudan bu sayfada çözebilir, her sorunun yanındaki butondan çözümünü inceleyebilir veya testi tamamlayıp karnenizi alabilirsiniz.

✓ Sayfa İçi Canlı Çözüm & Çeldirici Analizi
0 / 9 Soru Cevaplandı
Soru 1 MS 2. Yüzyıl - 15. Yüzyıl Felsefesi
Anselmus'un 'inanıyorum ki anlayayım' ilkesi, Augustinus'un 'anlayayım diye inanıyorum' öğretisiyle temellenir. Augustinus'a göre zihin, kendi içsel ışığıyla (ilahi aydınlanma) hakikati kavrar. Şüpheci bir zihin, kendi şüphe etme eyleminden bile şüphe edemez, çünkü şüphe etmek bir düşünme eylemidir ve düşünmek var olmayı gerektirir. Bu içsel deneyim, değişmez ve ezeli hakikatlerin varlığına, dolayısıyla bu hakikatlerin kaynağı olan Tanrı'nın varlığına bizi ulaştırır.

Bu parçadan hareketle Augustinus'un felsefesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A
Bilginin kaynağını duyusal verilerden ziyade içsel aydınlanmada bulur.
B
Şüpheyi, hakikate ulaşmak için bir araç olarak kullanır.
C
Düşünme eylemini, varoluşun en temel kanıtı olarak görür.
E
Akıl yürütmeyi, inancın tamamen dışında ve bağımsız bir alan olarak konumlandırır.
D
Tanrı'nın varlığını, değişmez hakikatlerin varlığı üzerinden temellendirir.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 2 MS 2. Yüzyıl - 15. Yüzyıl Felsefesi
Augustinus'a göre Tanrı, mutlak iyi ve mutlak varlıktır. O halde kötülük, Tanrı'nın yarattığı bir öz veya töz olamaz. Kötülük, iyiliğin eksikliği, yani 'privatio boni'dir. Tıpkı karanlığın bir ışık kaynağı olmayıp sadece ışığın yokluğu olması gibi, kötülük de iyiliğin yokluğudur. İnsan, Tanrı'nın ona verdiği iradeyi yanlış kullanarak, yani yönünü mutlak iyiden (Tanrı'dan) geçici ve dünyevi olana çevirerek bu yokluğu (kötülüğü) oluşturur.

Bu parçadan hareketle Augustinus'un kötülük anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

C
İnsan, özgür iradesini yanlış kullanarak kötülüğe neden olur.
B
Kötülüğün kaynağı Tanrı değil, insanın iradesidir.
D
Tanrı'nın mutlak iyiliği ile dünyadaki kötülükler arasında çelişki yoktur.
E
Kötülük, Tanrı tarafından insanın iradesini sınamak için yaratılmıştır.
A
Kötülüğün ontolojik olarak bağımsız bir varlığı yoktur.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 3 Siyaset Felsefesi
Farabi'ye göre insan, doğası gereği toplumsal bir varlıktır; tek başına ihtiyaçlarını karşılayamaz ve yetkinleşemez. Bu yüzden erdemli bir toplum ve devlet zorunludur. Rousseau'ya göre ise insan doğal durumda özgür ve mutluydu; ancak mülkiyet ve eşitsizliklerin ortaya çıkmasıyla bu durum bozuldu. İnsanlar, özgürlüklerini korumak ve güvenliği sağlamak amacıyla bir 'toplum sözleşmesi' ile devleti kurdular.

Bu iki filozofun görüşleri karşılaştırıldığında, devletin ortaya çıkışıyla ilgili temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

A
Farabi devleti doğal bir zorunluluk, Rousseau ise yapay bir sözleşme sonucu görür.
D
Farabi devleti mülkiyetin korunması için, Rousseau ise toplumsal düzen için gerekli görür.
E
Farabi devleti yöneticinin iradesine, Rousseau ise halkın iradesine dayandırır.
C
Farabi devleti özgürlüğün kısıtlanması, Rousseau ise özgürlüğün güvencesi olarak tanımlar.
B
Farabi devleti bireysel hakları korumak için, Rousseau ise erdemi yaymak için kurar.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 4 Orta Çağ Felsefesi
Orta Çağ'da 'tümel' kavramların (örneğin 'insan' kavramının) gerçekliği üzerine üç ana görüş ortaya çıkmıştır. Birinci görüşe göre tümeller, nesnelerden bağımsız olarak zihnin dışında gerçek bir varlığa sahiptir. İkinci görüşe göre tümeller sadece birer isimden ibarettir, gerçeklikleri yoktur. Üçüncü görüşe göre ise tümeller, nesnelerin içinde yer alan ortak özelliklerin zihin tarafından soyutlanmasıyla oluşur.

Bu parçada açıklanan görüşler sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

E
Nominalizm - Kavramcılık - Kavram Realizmi
D
Kavram Realizmi - Kavramcılık - Nominalizm
C
Kavramcılık - Nominalizm - Kavram Realizmi
B
Nominalizm - Kavram Realizmi - Kavramcılık
A
Kavram Realizmi - Nominalizm - Kavramcılık
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 5 Orta Çağ Felsefesi
El-Kindi, evrenin sonlu olduğunu ve sonlu olan her şeyin bir başlangıcı olması gerektiğini savunarak Tanrı'nın varlığına ulaşır (Hudûs delili). Aquinalı Thomas ise, evrendeki hareketin ve neden-sonuç ilişkisinin bir ilk hareket ettiriciye ve ilk nedene dayanması gerektiğini savunur (Kozmolojik delil).

Bu iki filozoftan yola çıkarak, aşağıdakilerden hangisi onların ortak bir noktasıdır?

E
Sadece akla dayanarak inanca gerek olmadığını iddia ederler.
D
Tanrı'nın varlığının kanıtlanamaz olduğunu savunurlar.
C
Tanrı'nın varlığını, evrenin kendisinden (nedensellik/sonluluk) yola çıkarak kanıtlarlar.
B
Evrenin sonsuz olduğunu kabul ederler.
A
Tanrı'nın varlığını, Tanrı kavramının mükemmelliğinden yola çıkarak kanıtlarlar.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 6 MS 2. Yüzyıl - 15. Yüzyıl Felsefesi
İslam felsefesinde İbn Sina gibi düşünürler, Aristotelesçi mantık ve doğa bilimlerini kullanarak akıl ve deneyi inancın temellendirilmesinde önemli bir araç haline getirmişlerdir. Hristiyan felsefesinde ise Augustinus'tan itibaren 'inanıyorum ki anlayayım' ilkesiyle, inanç her zaman aklın ve bilginin önünde ve üstünde tutulmuştur.

Bu parçadan hareketle, İslam ve Hristiyan felsefesi arasındaki fark aşağıdakilerden hangisidir?

C
Hristiyan felsefesi, İslam felsefesinin aksine bilimsel yöntemleri kullanır.
B
İslam felsefesinde akıl ve bilim inancın temellendirilmesinde daha aktif bir role sahiptir.
D
İslam felsefesi sadece inanca dayanırken, Hristiyan felsefesi sadece akla dayanır.
E
Her iki felsefe de bilimsel yöntemleri reddederek dogmatik bir yapıya bürünmüştür.
A
İslam felsefesi inancı tamamen reddederken, Hristiyan felsefesi inancı merkeze alır.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 7 Orta Çağ Felsefesi
Ontolojik kanıtlamada Tanrı, 'düşünülebilecek en mükemmel varlık' kavramından yola çıkılarak ispatlanır. Bu yöntemde Tanrı'nın varlığı, onun kavramının zorunlu bir parçasıdır. Kozmolojik kanıtlamada ise evrenin varlığından, hareketinden veya neden-sonuç ilişkisinden yola çıkılarak, bu zincirin başında bir 'ilk neden' veya 'ilk hareket ettirici' olması gerektiği sonucuna varılır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kozmolojik kanıtlamayı ontolojik kanıtlamadan ayıran temel farktır?

D
Ontolojik kanıtlamanın, Tanrı'nın varlığını reddetmesi.
E
Kozmolojik kanıtlamanın, Tanrı'nın mükemmelliğini kanıtlamaya çalışması.
C
Kozmolojik kanıtlamanın, deneyimsel (a posteriori) bir yöntem kullanması.
B
Ontolojik kanıtlamanın, evrendeki gözlemlenebilir olgulardan yola çıkması.
A
Kozmolojik kanıtlamanın, Tanrı'nın kavramsal analizine dayanması.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 8 Orta Çağ Felsefesi
Dış dünyada gördüğümüz pek çok varlık var. Bunlar birbirinden farklı olabiliyor. Söz gelimi farklı görünüşte, bambaşka kültürlerden gelen, kendine özgü kişilik özellikleri olan çok sayıda insan var. Her insan tek ve benzersiz. Ancak biz hepsi için 'insan' kavramını kullanıyoruz. İnsan genel bir kavram. Kavramları somut gerçekliğin içinde göremiyoruz. Peki bunlar nereden geliyor? Nesnelerin içinde mi, onlardan bağımsız mı? Belki de nesnelerden önce.

Bu parçada verilen görüşleri dile getiren bir filozof aşağıdaki problemlerden hangisine yönelik bir tartışma yapmaktadır?

A
Tanrı'nın varlığı problemi
D
Özgür irade problemi
E
Kötülüğün nasıl oluştuğu sorunu
C
Tümeller sorunu
B
Ruhun ölümsüzlüğü sorunu
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 9 Orta Çağ Felsefesi
Antik Çağ sonlarında ve Orta Çağ başlarında, din büyük bir güç kazanmış, felsefe de bu durumdan etkilenerek dini bir yapıya bürünmüştür. Aristoteles sonrası felsefede bir ara duyumların ve akılcılığın bilgiye ulaşmada yeterli olduğu savunulsa da zamanla, insanın bilme gücüne olan güven azalırken, gizemli ve sonsuz bir Tanrı fikrinin vereceği güvene ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Böylece, dini gereksinimlere bağlı olarak önce doğu dinlerini benimseme, daha sonra da Hristiyanlığa yönelim söz konusu olmuştur. Bu yeni duruma temel olarak da Platon felsefesi alınmıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi Orta Çağ felsefesinde Platon'un görüşlerinin benimsenmesinin nedenlerinden biri olabilir?

C
Düşünülür varlıklar olan ideaların asıl gerçeklik olduğunu iddia etmesi
B
Evrendeki yasaların deneyimlerle bilinebileceğini ileri sürmesi
E
Felsefesinin temelinde her şeyin maddeden meydana geldiği düşüncesinin yer alması
D
Varlığın sürekli değiştiği görüşünü benimsemesi
A
Varlığı duyumlanan nesnelerle sınırlaması
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
4 Yanlış 1 Doğruyu Götürür Kuralı Uygulanır