YKS Felsefe ⚡ Canlı Süre Tutmalı & İnteraktif

YKS Felsefe: Antik Yunan Felsefesi & Stoacılık (12 Soruluk Çözümlü Çıkmış Formatında Test)

ÖSYM 2027 müfredatına uygun, analitik düşünme ve kavramsal çıkarım odaklı deneme sınavı.

📝 12 Soru ⏱️ 20 Dakika 🎯 ÖSYM Sınav Formatı 🧠 Çeldirici & Bilişsel Teşhisli 📊 Anında Karne & Net Hesabı
⚡ Web Uygulamasında Aç

Soru Havuzu ve Doğrudan Çözüm Modu

Soruları doğrudan bu sayfada çözebilir, her sorunun yanındaki butondan çözümünü inceleyebilir veya testi tamamlayıp karnenizi alabilirsiniz.

✓ Sayfa İçi Canlı Çözüm & Çeldirici Analizi
0 / 12 Soru Cevaplandı
Soru 1 Antik Yunan Felsefesi
Bir Stoacı bilge için dünya, kendi kontrolü dışındaki olayların sürekli bir akışıdır. Bilge, bu akışı durdurmaya çalışmak yerine, kendi içsel tepkilerini ve yargılarını şekillendirmeye odaklanır. Dışsal başarılar veya felaketler, kişinin erdemli karakterine zarar veremez; çünkü erdem, dış dünyanın esiri değil, bireyin kendi iradesiyle kurduğu bir kaledir.

Bu parçadan hareketle Stoacı felsefeyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A
İnsan, dış olayları kendi lehine çevirebilecek teknik bilgiye sahiptir.
C
Mutluluğun temel şartı, toplumsal statüde yükselmektir.
B
Erdem, bireyin dış koşullardan bağımsız olarak geliştirdiği bir içsel duruştur.
E
Kötülük, insanın doğa yasalarına karşı gelmesinden ziyade bilgisizliğinden kaynaklanır.
D
Doğa yasaları, insanın özgür iradesiyle her an değiştirilebilir.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 2 Orta Çağ Felsefesi
MS 2. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar Avrupa düşüncesine yön veren Hristiyan felsefesi, inancın temellendirilmesi ve yayılması sürecinde farklı örgütlenme biçimleri göstermiştir. İlk dönemlerde inanç savunuculuğu ön plandayken, ilerleyen yüzyıllarda bu inancın sistematik bir eğitim müfredatına dönüştüğü görülmüştür.

I. Dini dogmaların felsefi bir dille açıklanmaya çalışılması

II. Akıl ve inancın uyumlaştırılması arayışı

III. Antik Yunan felsefesinden yararlanılması

Buna göre, her iki dönem için ortak bir amaçtan söz edilecekse yukarıdakilerden hangileri söylenebilir?

B
Yalnız II
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
A
Yalnız I
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 3 Orta Çağ Felsefesi
Hristiyan felsefesi, vahiy merkezli bir inanç sistemini, Antik Yunan'ın rasyonel araçlarıyla desteklemeye çalışmıştır. Bu süreçte bazı düşünürler, inancın akıldan üstün olduğunu savunurken, bazıları ise aklın inanca giden yolu aydınlattığını belirtmiştir.

I. Teosantrik (Tanrı merkezli) bir evren anlayışı hakimdir.

II. Bilimsel veriler, dini metinlerin mutlak doğruluğunu kanıtlamak için kullanılır.

III. Felsefe, inancın hizmetinde bir araç olarak görülür.

Hristiyan felsefesi için yukarıdaki yargılardan hangileri doğrudur?

E
I, II ve III
D
II ve III
C
I ve III
B
I ve II
A
Yalnız I
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 4 Orta Çağ Felsefesi
Ontolojik kanıtlama, Tanrı'nın varlığını dış dünyadaki gözlemlere (nedensellik, hareket vb.) dayandırmaz. Bunun yerine, 'Tanrı' kavramının tanımı üzerine düşünerek, bu tanımın zorunlu olarak varlığı da içerdiğini iddia eder. Yani, 'en mükemmel varlık' düşüncesi, eğer sadece zihinde olsaydı, o zaman daha mükemmel bir varlık (hem zihinde hem gerçeklikte olan) düşünülebilirdi. Bu çelişkiden kurtulmak için Tanrı'nın varlığı zorunludur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi ontolojik kanıtlamanın mantığına en uygundur?

D
Doğadaki tüm varlıklar geçicidir, kalıcı olan tek bir varlık olmalıdır.
E
İnsan zihni, mükemmellik fikrini kendi kendine üretemez, bu fikir dışarıdan gelmiştir.
B
Her hareketin bir hareket ettiricisi olmalıdır, bu zincir Tanrı'da biter.
C
Tanrı, zihinde tasarlanabilen en mükemmel varlık olduğu için, var olmaması bir çelişkidir.
A
Evrendeki düzen, bir düzenleyicinin varlığını zorunlu kılar.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 5 Orta Çağ Felsefesi
Orta Çağ'da 'tümeller' (insanlık, ağaçlık gibi genel kavramlar) üzerine yapılan tartışmalar, felsefenin en temel gündemlerinden biriydi. Bazı düşünürler tümellerin nesnelerden bağımsız, Tanrı'nın zihninde var olan gerçeklikler olduğunu savunurken; bazıları ise tümellerin sadece zihinsel birer isimden ibaret olduğunu öne sürmüştür.

I. Tümeller, nesnelerden bağımsız gerçek varlıklardır.

II. Tümeller, sadece zihinde oluşan adlandırmalardır.

III. Tümeller, nesnelerin içinde yer alan özlerdir.

Buna göre, 'Kavram Realizmi'ni savunan bir düşünürün, yukarıdakilerden hangisini benimsemesi beklenir?

B
Yalnız II
C
I ve III
E
I, II ve III
D
II ve III
A
Yalnız I
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 6 İslam Felsefesi
İbn Sînâ'ya göre varlıklar, varoluşsal zorunluluklarına göre sınıflandırılır. Bir varlık vardır ki, var olmak için başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz; o, varlığın kendisidir. Diğer varlıklar ise, var olmaları için bu ilk varlığa muhtaçtır; yani onların varlığı, zorunlu varlığın bir 'taşması' veya 'yaratması' ile mümkündür.

Bu parçadan hareketle, İbn Sînâ'nın felsefesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A
Varlıklar hiyerarşik bir düzene sahiptir.
D
Evrendeki her şey, zorunlu varlığın doğrudan bir parçasıdır.
E
Varlıklar arasında ontolojik bir bağımlılık ilişkisi vardır.
B
Mümkün varlıklar, varlıklarını zorunlu varlığa borçludur.
C
Zorunlu varlık, kendi dışındaki bir nedene bağlı değildir.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 7 İslam Felsefesi
İbn Rüşd, evrendeki her şeyin bir amaca hizmet ettiğini ve bu düzenin tesadüfen oluşamayacağını savunur. Ona göre, doğadaki her varlık, başka bir varlığın varlığını sürdürmesine yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu 'tasarım' ve 'düzen', evrenin dışında, onu yoktan var eden ve bu düzeni kuran bir 'ilk neden'in varlığını zorunlu kılar.

İbn Rüşd'ün bu yaklaşımı, felsefe tarihinde hangi kanıtlama biçimiyle adlandırılır?

D
Kötülük delili
E
İhtira delili
C
Hudûs delili
B
Teleolojik kanıtlama
A
Ontolojik kanıtlama
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 8 İslam Felsefesi
Bazı İslam düşünürlerine göre, insanın iradesi sadece bir yanılsamadır. İnsanın yaptığı her eylem, evrenin yaratıcısı tarafından önceden belirlenmiş ve bir senaryo gibi işlemektedir. İnsan, bu senaryodaki bir oyuncu gibidir; rolünü değiştiremez, sadece oynar. Bu nedenle insan, eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamaz.

Parçada ifade edilen bu görüş, İslam felsefesindeki hangi ekol ile ilişkilendirilebilir?

C
Eş'ariyye
B
Cebriye
D
Maturidi
E
Sudûr Nazariyesi
A
Mutezile
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 9 İslam Felsefesi
İbn Haldun'a göre devlet, insan topluluklarının güvenlik ve düzen ihtiyaçlarından doğan doğal bir kurumdur. Devlet, canlı bir organizma gibi doğar, gelişir, olgunlaşır ve sonunda ömrünü tamamlayarak yıkılır. Bu süreç kaçınılmazdır; devletin yıkılması, toplumun çözülmesi anlamına gelmez, aksine yeni bir devletin doğuşuna zemin hazırlar.

Buna göre İbn Haldun'un devlet anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A
Devlet, yapay bir sözleşme ile kurulmuştur.
C
Devletin varlığı, toplumsal ihtiyaçların bir sonucudur.
B
Devletin ömrü sonsuzdur, yıkılması önlenebilir.
D
Yöneticiler, devletin yıkılmasını engellemek için dini kuralları askıya almalıdır.
E
Devlet, bireyin özgürlüğünü kısıtlayan bir baskı aracıdır.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 10 İslam Felsefesi
Gazâlî'ye göre duyular, bizi sıklıkla yanıltır; örneğin uzaktaki bir nesne olduğundan küçük görünür. Akıl ise, çelişkili sonuçlara varabilir ve kesinlik arayışında yetersiz kalır. Kesin bilgiye ulaşmanın yolu, ne duyularda ne de akıl yürütmededir. Bu bilgi, ancak kalbe doğan ilahi bir ışıkla, yani doğrudan bir kavrayışla elde edilebilir.

Bu parçadan hareketle Gazâlî'nin bilgi anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

C
Bilgi, rasyonel çıkarımların bir ürünüdür.
B
Akıl, tüm hakikatleri kavramada yeterli bir araçtır.
E
Duyular ve akıl, birbirini tamamlayarak kesinliğe ulaştırır.
D
Kesin bilgiye ulaşmada sezgi (kalp gözü) temeldir.
A
Kesin bilginin kaynağı, duyusal deneyimlerdir.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 11 Orta Çağ Felsefesi
Skolastik dönem, felsefenin teolojinin hizmetine girdiği bir süreçtir. Bu dönemde amaç, yeni bir bilgi üretmek değil, mevcut dini metinleri ve kilise öğretilerini mantıksal bir çerçeveye oturtmaktır. Bu nedenle, otorite kabul edilen metinlerin dışına çıkmak veya onları eleştirmek, düşünce sisteminin dışına itilmek anlamına geliyordu.

Buna göre Skolastik felsefe ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A
Düşünce, otoriteye bağımlı bir yapıdadır.
E
Bilgi üretimi, otoriteyi temellendirme ile sınırlıdır.
D
Mevcut öğretilerin doğruluğu sorgulanmaz.
C
Felsefe, teolojinin bir aracı haline gelmiştir.
B
Eleştirel ve yenilikçi düşünce teşvik edilmiştir.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 12 Orta Çağ Felsefesi
Anselmus, felsefi çalışmalarında 'anlamak için inanıyorum' ilkesini benimser. Ona göre, bir şeyi gerçekten anlamanın ön koşulu, ona önce inanmaktır. İman, zihni aydınlatır; iman olmadan akıl, sadece karanlıkta kalan bir araçtır. Akıl, inancın sunduğu hakikatleri açıklamak ve onları sistematik bir yapıya kavuşturmak için kullanılmalıdır.

Anselmus'un bu yaklaşımı, aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?

E
Akıl, inançtan üstün tutulmalıdır.
D
İnanç, akla dayanmalıdır.
B
İnanç, aklın sınırlarını belirler.
C
Akıl, inancı temellendirmek için bir araçtır.
A
Akıl, inancın yerini almalıdır.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
4 Yanlış 1 Doğruyu Götürür Kuralı Uygulanır