YKS Felsefe ⚡ Canlı Süre Tutmalı & İnteraktif

YKS Felsefe: 18-19. Yüzyıl Felsefesi & Aydınlanma Dönemi (11 Soruluk Çözümlü Çıkmış Formatında Test)

ÖSYM standartlarında, 18-19. yüzyıl felsefesi kazanımlarını tarayan, analitik düşünme becerisini ölçen 2027 model deneme sınavı.

📝 11 Soru ⏱️ 20 Dakika 🎯 ÖSYM Sınav Formatı 🧠 Çeldirici & Bilişsel Teşhisli 📊 Anında Karne & Net Hesabı
⚡ Web Uygulamasında Aç

Soru Havuzu ve Doğrudan Çözüm Modu

Soruları doğrudan bu sayfada çözebilir, her sorunun yanındaki butondan çözümünü inceleyebilir veya testi tamamlayıp karnenizi alabilirsiniz.

✓ Sayfa İçi Canlı Çözüm & Çeldirici Analizi
0 / 11 Soru Cevaplandı
Soru 1 18-19. Yüzyıl Felsefesi
Bir tarihsel dönemin 'aydınlanma' olarak adlandırılması, genellikle o dönemin entelektüel patlamasıyla ilişkilendirilir. Ancak, bu dönemi sadece 18. yüzyıla hapsetmek, onu bir anda ortaya çıkmış 'mucizevi' bir kırılma gibi göstermek, felsefi gelişimin sürekliliğini göz ardı etmektir. Oysa aydınlanma, rasyonalizmin ve bilimsel merakın önceki yüzyıllarda (Rönesans ve Reform) yavaş yavaş mayalanmasının bir sonucudur.

Bu parçadan hareketle, Aydınlanma dönemi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A
Dönemin isimlendirilmesi, sadece o yüzyılın entelektüel ürünleriyle sınırlı bir etki alanına sahiptir.
B
Aydınlanma, geçmişin birikimlerini reddederek değil, onları dönüştürerek ilerlemiştir.
E
Aydınlanma, tarihsel süreç içerisinde ani bir kopuşun değil, kademeli bir gelişimin ürünüdür.
D
Dönemin düşünürleri, kendilerinden önceki felsefi tartışmaların devamlılığını sağlamışlardır.
C
Düşünsel değişimler, uzun bir hazırlık sürecinin ardından olgunlaşma evresine girmiştir.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 2 19. Yüzyıl Felsefesi
Hegel'e göre evrendeki her varlık, kendi içinde bir çelişki barındırır. Bir fikir veya durum, önce kendi varlığını ortaya koyar (tez). Ancak bu varlık, kendi içinde taşıdığı sınırlar nedeniyle kendi zıddını doğurur (antitez). Bu çatışma, her iki durumu da aşan, onları kapsayan ve daha üst bir seviyeye taşıyan bir birliğe (sentez) dönüşür. Bu süreç, durağan bir tablo değil, sürekli bir 'oluş' halidir.

Bu açıklamaya göre, Hegel'in diyalektik yönteminde varlığın gelişimi aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilebilir?

C
Varlığın, hiçbir dış etki olmaksızın kendi kendine yok olmasıyla.
D
Sadece fiziksel dünyanın gözlemlenebilir değişimleriyle.
E
Tez ve antitezin birbirini tamamen yok etmesiyle.
B
Zıtlıkların çatışmasından doğan yeni bir bütünleşme süreciyle.
A
Varlığın, değişmez özler etrafında sabitlenmesiyle.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 3 18. Yüzyıl Felsefesi
David Hume'a göre zihnimizdeki her fikir, daha önce deneyimlediğimiz bir izlenimin soluk bir kopyasıdır. Eğer bir kavramın kökeninde duyusal bir izlenim yoksa, o kavramın bizim için hiçbir bilgi değeri yoktur. Zihin, boş bir kağıt gibidir ve üzerine yazılan her şey dış dünyadan gelen duyumların birikimidir.

Bu görüşe göre, aşağıdakilerden hangisi Hume'un bilgi anlayışıyla çelişir?

C
Zihnimizdeki karmaşık düşünceler, basit izlenimlerin birleştirilmesiyle oluşur.
A
İnsan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi veya kavram yoktur.
B
Bilginin ham maddesi, dış dünyadan gelen duyusal verilerdir.
D
Akıl, duyulardan bağımsız olarak evrensel doğrular üretebilir.
E
Duyusal bir karşılığı olmayan kavramlar, bilgi olarak kabul edilemez.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 4 17-18. Yüzyıl Felsefesi
Zihin, dış dünyadan gelen verilerin pasif bir alıcısı değildir. Aksine, zihin bazı temel kavramları ve ilkeleri doğuştan beraberinde getirir. Örneğin, mükemmellik, sonsuzluk veya matematiksel aksiyomlar gibi kavramları, duyularımızla sınırlı olan dış dünyada tam karşılıklarıyla bulamayız. Bu kavramlar, zihnin kendi öz yapısında var olan, aklın ışığıyla keşfedilen gerçekliklerdir.

Parçada vurgulanan bu görüş, aşağıdaki filozoflardan hangisinin felsefesiyle en uyumludur?

C
René Descartes
E
Thomas Hobbes
D
George Berkeley
B
David Hume
A
John Locke
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 5 19. Yüzyıl Felsefesi
Hegel'e göre akıl ve gerçeklik birbirinden kopuk iki ayrı alan değildir. 'Ussal olan gerçektir, gerçek olan ussaldır' ifadesi, evrenin rasyonel bir yapıda olduğunu ve aklın yasalarının aynı zamanda varlığın yasaları olduğunu belirtir. Bu nedenle, gerçekliği anlamak için dış dünyada deney yapmaya veya gözleme boğulmaya gerek yoktur; saf düşünce ve diyalektik analiz, varlığın özünü kavramak için yeterlidir.

Bu parçadan hareketle, aşağıdakilerden hangisi Hegel'in görüşleriyle çelişir?

A
Bilgiye ulaşmada aklın önceliği esastır.
E
Akıl ve varlık arasında bir uyum vardır.
D
Felsefe, deneyden ziyade düşünce yoluyla yapılır.
B
Dış dünya, akılsal bir düzenin yansımasıdır.
C
Gerçeklik, zihnin dışında bağımsız bir yapıdır.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 6 17-18. Yüzyıl Felsefesi
Filozof A: Bilgi, doğuştan gelen akıl ilkeleriyle temellendirilir. Deneyimler yanıltıcı olabilir; kesin bilgiye ulaşmak için matematiğin kesinliğine benzer bir akıl yürütme süreci gereklidir. Filozof B: Zihin, başlangıçta boş bir levhadır. Bilginin tek kaynağı dış dünyadan gelen duyusal veriler ve sonradan edinilen deneyimlerdir. Duyular olmaksızın zihin hiçbir şey üretemez.

Bu tartışma, 17-18. yüzyıl felsefesinin aşağıdaki temel problemlerinden hangisine yöneliktir?

A
Varlığın ana maddesi nedir?
B
Bilginin kaynağı nedir?
D
Devletin meşruiyeti nasıl sağlanır?
E
Evrensel bir ahlak yasası mümkün müdür?
C
Ahlaki eylemin amacı nedir?
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 7 18. Yüzyıl Felsefesi
Bir nesnenin özelliklerini, onunla kurduğumuz etkileşimler sonucunda öğreniriz. Örneğin, bir metalin iletken olduğunu, onu ısıtarak veya elektriğe maruz bırakarak gözlemleriz. Bu bilgi, zihnimizde önceden var olan bir şema değil, doğrudan dış dünyadaki deneyimlerimizin bir ürünüdür. Zihin, bu verileri işleyen bir mekanizmadır ancak ham maddeyi her zaman dışarıdan alır.

Bu parçada savunulan görüş ve temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

C
Empirizm - Locke
B
Rasyonalizm - Kant
D
Rasyonalizm - Locke
E
Empirizm - Descartes
A
Rasyonalizm - Descartes
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 8 18. Yüzyıl Felsefesi
Bir eylemin ahlaki değeri, onun sonucuna veya getirdiği faydaya değil, eylemin altında yatan niyete bağlıdır. Eğer bir kişi, bir çıkar beklentisiyle veya korkudan dolayı değil, sadece 'ödev olduğu için' o eylemi gerçekleştiriyorsa, o eylem ahlakidir. Ahlak yasası, kişisel arzulara veya koşullara bağlı olmayan, herkes için geçerli olan koşulsuz bir buyruktur.

Parçada verilen bu görüşler aşağıdaki filozoflardan hangisine aittir?

A
Immanuel Kant
E
John Stuart Mill
D
Jeremy Bentham
B
Jean-Jacques Rousseau
C
G.W.F. Hegel
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 9 18. Yüzyıl Felsefesi
18. yüzyıl, Avrupa'da düşünsel bir devrimin yaşandığı, otoritenin sorgulandığı bir dönemdir. Geleneksel dogmaların yerini akıl ve bilim almıştır. İnsanlar, 'kendi aklını kullanma cesareti' göstererek dünyayı açıklamaya çalışmışlardır. Bu süreçte bilimsel yöntem, bilginin tek güvenilir kaynağı olarak kabul edilmiştir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi Aydınlanma döneminin özelliklerinden biri değildir?

C
Otoriteye dayalı bilgilerin sorgusuz kabul edilmesi.
A
Bilginin, gözlemlenebilir ve kanıtlanabilir olması.
B
Dinsel ve metafiziksel açıklamaların yerini bilimsel açıklamaların alması.
E
Akılcı ve laik bir dünya görüşünün benimsenmesi.
D
İnsanın aklını kullanarak kendi kaderini tayin etmesi.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 10 17. Yüzyıl Felsefesi
Tüm inançlarımı ve bilgilerimi baştan aşağı gözden geçirmeli, kesin olmayan her şeyi ayıklamalıyım. Duyularım beni yanıltıyor olabilir, rüya görüyor olabilirim. Tanrı'nın varlığına dair bile şüphe edebilirim. Ancak şüphe ettiğim gerçeğinden şüphe edemem. Şüphe etmek bir düşünme eylemidir. Düşünüyorsam, düşünen bir ben varım demektir. Bu, sarsılmaz bir temeldir.

Bu parçada verilen görüşler aşağıdaki filozoflardan hangisine aittir?

C
Kant
E
Berkeley
D
Aristoteles
B
Descartes
A
Hegel
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
Soru 11 19. Yüzyıl Felsefesi
Ahlaki eylemin ölçütü, o eylemin sağladığı faydadır. Bir eylem, toplumdaki en çok sayıda insanın mutluluğunu artırıyorsa iyidir; acısını artırıyorsa kötüdür. Bireysel hazlar, toplumsal toplam fayda içerisinde değerlendirilmelidir. En büyük mutluluğu, en çok kişiye sunan eylem, en doğru eylemdir.

Yukarıdaki parçada Bentham için ahlaki eylemin temel koşulu aşağıdakilerden hangisidir?

B
Bireysel hazzı esas alma.
E
Bilgili olma.
D
İyiyi isteme.
A
Ödeve uygun davranma.
C
Çoğunluğun faydası.
Seçeneğe tıklayarak işaretleyebilirsiniz
4 Yanlış 1 Doğruyu Götürür Kuralı Uygulanır